23 Şubat 2007 Cuma

Yediklerimiz Sağlıklı mı?

Bir anne, bir baba ve bir çocuk. Yıllar geçer. Aile çocuğun yeterince büyüdüğünü düşündüğü bir anda çocuklarıyla konuşmaya karar verir. Çocuğa şöyle derler; evladım biz seni evlatlık almıştık!

Bizde nasıl oldu?
Küçüktük, radyo ve televizyon az kanallıydı. Birgün geldi dünyadaki açları televizyonlardan izledik. Arkasından üretilen gıda maddelerinin dünyaya yetmiyeceği söylendi.

Gıda maddelerinin herkese yetebilmesi için birşeyler yapılmalıydı, yoksa aç kalacaktık. Bilim dünyası seferber oldu, üretimi daha verimli(!) hale getirdiler. Son teknoloji gübreler, hormonlar, genetiği değiştirilmiş tohumlar ve yetiştirme teknikleri üretimde kullanılmaya başlandı. Üretenler ve gıda sanayi daha fazla kazanmaya başladı.

Dünyanın karnı doydu öyleyse sorun nedir?
Son birkaç yıldır çeşitli kaynaklardan aldığımız alternatif bilgiler kafamızda bazı soru işaretleri oluşturmaya başlamıştı. Bu bilgiler yediğimiz birçok gıda maddesinin aslında zararlı olabileceğini söylüyordu. İşte bizim evlatlık olduğumuzu öğrendiğimiz an budur!. Meğer bugüne kadar yediğimiz gıdalar gıda değilmiş.
Hazır gıda maddeleri koruyucular yüzünden insan sağlığına zararlı hale gelmiş. Ticari kaygılarla üretilen yemekler fast food ürünler, zararlı yağlarla üretilir olmuş. Eski usul baklavamız bile artık şekerle değil glikoz şurubundan hazırlanıyormuş.

Hazır gıda maddeleri bir tarafa, nasıl olsa onlardan tüketmeyiz evde kendimiz yapar kendimiz yeriz diye de düşünebiliriz ancak taze sebze meyvenin de normal olanı artık kalmamış. Evet insanoğlu ticari kaygıları yüzünden hormonsuz ilaçsız yetişen sebze meyve bırakmamış ortalıkta. Özellikle arayıp bulmak gerekiyor artık.

Peki sağlık beslenmek için ne yapabiliriz?
Organik sertifikaya sahip üreticilerimiz şu an için az da olsa var. Giderek sayıları artıyor. Organik ürünler bazı marketlerde satılıyor. Ürünlerin üzerinde organik olduklarına dair sertifika var. Fiyatları henüz pahalı sayılabilir. Üretim arttıkça ucuzlayacaktır. Hatta Türkiye'nin ilk organik pazarı İstanbul Feriköy'de aylardır faaliyette. Her cumartesi İstanbullular için açılıyor. Fiyatlar markettekilere göre daha uygun. Taze sebze ve meyve de bulmak mümkün oluyor.

Bugüne kadar yeterince hormonlu ve ilaçlı ürün tüketerek kanser ve bilumum hastalıklar için kotayı doldurmak üzere olduğumuzu düşünüyorum. Hiç olmazsa bundan sonra doğal ürünlerle beslenerek yaşam kalitemizi ve süremizi biraz daha arttırabiliriz. Eminim çoğu tüketici organik ürünler talep ettiğinde, zararlı gıda üretimi en aza inecektir.

Ürünlere ulaşmak için bazı linkler verebilirim.
http://www.bugday.org/
http://www.cityfarm.com.tr/
http://www.temadukkani.com/index.asp?CAT=2&t=2

Gsm Operatörü Değiştirirken Cep Numarası Değiştirmeye Son !

Bu yazının özü:Nihayet.

Cep telefonu ilk çıktığı dönemlerden beri kullandığım bir cep telefonu numaram var. Zaman zaman operatöre kızıp değiştirmek istediğim birçok dönem yaşadım. Hatta bir defasında da değiştirdim. Ama yeni numara ile hayat hiç de kolay olmadı. İnsanlar bana hala eski numaramdan ulaşmaya çalıştı. Bana ulaşamadıklarından dem vuranlar çok oldu.

Ne yaptım peki? Cep telefonuma takmadığım ve kapattırmadığım eski numaramı tekrar kullanmaya başladım. O dönemde numaramı değiştirmeden operatör değiştirme imkanı olsaydı, yapardım. Numara değiştiremediğim için mevcut operatörün tarifelerine katlanmak zorunda kaldım tabii.

Peki şimdi numara değiştirmeden operatör değiştirme imkanı var mı?...
Şu an yok ancak gerekli kanuni değişiklikler sağlandı. 6 ay ile 1 yıl arasında operatörler hazırlanmak durumunda. Yani yakında bu hizmetten faydalanmaya başlıyacağız. Bu bize eminim ki daha ucuz görüşme ücretleri sağlayacak.

Pocket PC Cep Telefonu mı Almak İstiyorsunuz ?

Yıl 2001. Henüz türkiyede hemen hemen kimsede Pocket Pc yazılımlı cep bilgisayarından yoktu. Olanlar da yurtdışından almışlardı. Ben de aşırı bir teknoloji meraklısı olarak hemen edinmeliydim. Yurtdışından getirme çalışmalarım esnasında yerli bir bilgisayar firmasının bunları ithal edeceğini duydum. Mağazalarda satışına başlamadan da edindim bir tane Qtek 1010 modeliydi. Taş gibiydi. Tüm notlarımı, randevularımı bunun üzerinde tutmaya başladım. Bir kaç sene kullandım. Son daha yenisini gördüm şu an kullandığım i-mate PDA2K modeli Pocket PC. Elimdekini arkadaşıma verdim ve PDA2K' yı hemen edindim. Bunun üzerinde yaklaşık 2 yıl geçti tabi, şimdi ne yapmak lazım? Evet tabi ki yeni modeller çıktı. Ama ben almıyorum, bir süper teknoloji meraklısı ben almıyorum.
Sizce neden almıyorum? Hemen anlatayım. Türkiye'de henüz üçüncü nesil cep telefonu alt yapısı henüz başlamadı. Şu anda piyasada satılan Pocket PC destekli cep telefonları üçüncü nesili desteklemiyor (en azından benim vitrinlerde, reklamlarda gördüklerim). E yakında üçüncü nesil altyapıyla ilgili lisanslar verilecek ve yaklaşık bir yıl içinde üçüncü nesil hizmete başlayacak. Peki bu arada $600-900 arası fiyatlarla eski teknoloji alınır mı? Bence alınmaz. Yakında Pocket PC cep telefonlarının da 3. nesil olanları piyasaya girer. İşte o zaman alma zamanıdır.

Peki Neler Yazılacak Burada?

Tabi ki ilgili olduğum konular, bunlarla ilgili son bilgiler ve hatta hayat görüşlerim birer seçenek olabilir. Aslında sanırım insan belli bir yaşa gelince biraz daha yazma taraftarı olabiliyor. O yüzden asıl amaç yazıyor olmak, tabi ki belli bir kalitenin üzerinde !

Ve Başlıyoruz ! Blog Yazabilir miyim?

Belki sizinde başınıza gelmiştir. Bir blog açarken yeterince yazı yazabilir miyim sorusu. Evet ben şu an bu soruları soruyorum kendime. Acaba ne kadar süreyle yazabilirim? Ne yazabilirim? Ne kadar iyi yazabilirim? Ama bunları cevaplamanın en iyi yolu bir BLOG açmak öyle değil mi?